|
|
HABERLER
Grip aşısının tam zamanı 19/09/2008
GRİP AŞISI ZAMANI Uzmanlar grip aşısı olmanın tam zamanını geldiğini belirttiler.. 18 Eylül 2008 / 10:48 Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, risk altındaki kişilerin fazla gecikmeden grip aşısı yaptırması gerektiğini, grip aşısı için en uygun zamanın, eylül-ekim ayları olduğunu söyledi.
Özlü, gribin ağır seyreden ve ölüme neden olabilen bir hastalık olduğunu belirtti.
Gribin asıl olarak solunum yollarında yerleşen ınfluenza A, B ve C virüslerinin neden olduğu, yüksek ateş ve yaygın kas ağrıları ve kırgınlık ile seyreden, toplumda aynı anda bir çok kişiyi hastalandırıp çok sayıda ölümlere yol açan, kolay yayılabildiğinden salgınlar yapan bulaşıcı bir hastalık olduğuna dikkati çeken Özlü, şöyle devam etti:
"Grip, asıl olarak, virüsü taşıyan hasta kişilerin solunum yolu salgılarıyla ve bunlarla bulaşmış eşyalar vasıtasıyla yayılır. Çok kolay bulaşmakta ve hızla yayılmaktadır. Özellikle okullar, yurtlar, kışlalar, kahvehaneler, huzur evleri gibi kalabalık ve topluca yaşanan ortamlar hastalığın yayılmasında önemli rol oynar. Gripten korunmak için düzenli yaşamak, uyku ve dengeli beslenmeyi ihmal etmemek, alkol ve sigara alışkanlığını sınırlamak ve eğer varsa zemindeki kronik şeker, kalp, akciğer hastalıklarının bakım ve tedavisini usulüne göre yaptırmak gerekir."
"Öneriler"
Özlü, gripten korunma amacıyla aşılar da geliştirildiğini, ancak aşıların herkese değil, risk altındaki kişilere önerildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"65 yaşını geçmiş, KOAH, astım gibi müzmin bir akciğer hastalığı ya da şeker, kalp, böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olanlar, hastanede ve huzurevlerinde çalışanlar, kış veya bahar aylarında doğum yapacak gebeler, sık sık seyahat eden, insanlarla yoğun teması olan kişiler, daha fazla gecikmeden bir doz grip aşısı yaptırmalıdır. Bu riskleri taşımayanların grip aşısı yaptırmaları şart değildir."
Eylül-ekim aylarının grip aşısı için en uygun zaman olduğuna dikkati çeken Özlü, grip aşısı bu dönemde yaptırıldığında, grip salgınlarının başladığı kış ayları içerisinde bağışıklığın en yüksek düzeyde olacağını söyledi. Özlü, grip aşısının her yıl tekrarlanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yazan: Bitkisel ürün, Bitkisel Tedavi,
|
Sivilcelerinizden Kurtulun 19/08/2008
Yüzünüzdeki şu minik kabarcıklar yüzünden strese giriyor, aynalara küsüyorsanız, onlara savaş açmaya ne dersiniz? Sivilce nedir? Tıpta akne olarak adlandırılan sivilce deride bulunan kıl kökü ve yağ bezlerinin bir hastalığı. Kıl kökleri içerisine açılan yağ bezlerinin fazla miktarda yağ salgılaması nedeni ile, keratin ve sebumdan oluşan bir tıkaç oluşuyor. Kıl köklerinin tıkanması ve burada bulunan mikroorganizmaların etkisi ile akne ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle, başımıza bela olan sivilceler oluşuyor. Aknenin temelinde siyah ve beyaz nokta diye adlandırılan kapalı noktalar var. Bu noktalar, bakteriler nedeniyle kırmızılaşarak iltihaplı sivilceleri meydana getiriyor. En ileri seviyesinde ise kolay sıkılmayan, nodul ve kistler oluşuyor. Sivilceleri sıkmalı mı? Kesinlikle hayır! Eğer sivilcelerle sürekli oynar ya da onları sıkarsan, mikrobu diğer bölgelere de dağıtırsın ve sivilcelerin çoğalmasına davetiye çıkartmış olursun. Ayrıca bu, yüzünde sivilce izlerinin kalmasına da neden olabilir. Ne zaman doktora gitmeli? Sivilcelerinden çok sıkıldıysan ve artık pürüzsüz bir cildin olsun istiyorsan, mutlaka bir cildiye uzmanına gitmelisin. Bunun için sivilcelerinin şiddetlenmesini bekleme, hafif olduğunda da dermatoloğa başvurup senin için uygun olan bir tedavi yöntemini seçebilirsin. Nasıl tedavi ediliyor? • Aknelerin şiddeti hafifse sana uygun kremleri kullanabilirsin. • Akne tedavisinde, dışarıdan sürülen ilaçlarla, bir de bunlar yeterli olmadığında kullanılan haplar var. Sürülen ilaçlar, siyah noktaların oluşmasını önleyerek cildin soyulmasını sağlıyor. Böylece tıkaçlar yavaş yavaş açılarak temizlenmeye başlıyor. • Akne tedavisi sabır gerektiriyor. Tedaviye başlandığında tıkaçlar açıldığı için sivilceler daha fazla yoğunlaşıyor. Bunun nedeni, siyah ve beyaz noktaların temizleniyor olması. Yani cilt, içinde kalan tüm mikrobu dışarıya atıyor. Bu dönemde pes edip tedaviyi bırakırsan, tüm emeklerin boşa çıkmış oluyor. Cildin iyileştikten sonra sivilcelerin yeniden oluşmaması için ise, tedaviye bir süre daha devam etmelisin. Bu tedavinin uygulama süresi, 4–6 ay arası. • Sivilce probleminin sebebi sadece yağ bezleriyle ilgili değilse ve hormonal bir sorun varsa, erkeklik hormonunu azaltıcı tedaviler uygulanıyor. Bunu anlamak için de bazı kan testleri yapılıyor. Yazan: Sağlık bilgisi
|
Dişi çürüten dokuz hata 19/08/2008
Ağız kokusu ve diş çürükleri günlük hayatı zorlaştıran en önemli sağlık problemleri arasında. Uzmanlar kişilerin farkında olmadan yaptıkları hatalardan kurtularak daha sağlıklı dişlere sahip olabileceklerini söylüyor ve bu hataları şöyle sıralıyor: 1 Sürekli kahve molası : Gün boyu kahve, çay içme ve atıştırma alışkanlığı, ağızda asit salgılayan bakterileri aktive ederek bu bakterilerin diş yüzeyinde yaşamasına ve dişleri çürütmesine neden olur. 2 Sigara kullanımı : Sigara içmek ağız kuruluğundan, ağız kokusuna, dişlerin sararmasına hatta ağız kanserine kadar birçok hastalığa sebep olabilir. 3 Diş ipinin önemi : Sadece diş fırçalamak ağız temizliğinde tek başına yeterli değildir. Diş fırçasının ulaşamadığı diş araları diş ipi kullanılarak temizlenebilir. 4 Diş fırçalama : Ağız sağlığının en önemli bakımı dişleri fırçalamaktır. Dişler her yaşta, günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Diş fırçası üç aylık periyotlarla yenilenmeli, dişler fırçalanırken fırça kuru olmalıdır. 5 Yemek dışında tüketilen tatlı : Tatlıların yemek öğünleri içerisinde tüketilmesi diş sağlığı için önemlidir. 6 Su ihtiyacı : Yemek yedikten sonra diş için yapılacak en iyi şey su veya süt içmektir. Yemek sonrası içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler. 7 Çiğnenemeyen tatlılar : Sakız, yapışkanlı tatlılar ve kuruyemişten mümkün olduğunca uzak durulmalı. Yenildiği takdirde ise dişlerden arınıdırma işlemi titizlikle yapılmalıdır. 8 Meyve ve sebzelerden kaçmayın : Meyve ve sebzelerin içerdiği vitaminler dişetleri için çok önemlidir. Ayrıca elma gibi sert meyve ve sebzelerin ısırılarak tüketilmesi, ön dişlerde mekanik temizliği sağlar. 9 Şekersiz sakızı tercih edin : Sakız çiğnemek gibi bir alışkanlığınız varsa şekersiz sakızları tercih edin. Şekersiz sakız tükürük akışını hızlandırıp, ağzın temizlenmesine ve ağız içi asidin dengelenmesine yardımcı olur.
Yazan: Sağlık bilgisi
|
C vitamini kanseri yavaşlatıyor! 19/08/2008
Ulusal Bilimler Akademisi dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bilim adamları, yüksek dozda zerk edilen C vitaminin kanser türlerinin ilerlemesini önleyebildiğini öne sürdü. Bilim adamları bu vitaminin, kanser hücresinde parçalayıcı bir zincirleme reaksiyon başlatabileceğini savundu. Bu çerçevede laboratuvar fareleri üzerinde yapılan deneylerde, zerk edilen C vitamininin, farelerdeki beyin, yumurtalık ve pankreas tümörlerinin boyutunu yarıya indirdiği gözlemlendi. Bilim adamlarının, farelerdeki bu başarılı deneylerden sonra, insanlar üzerinde de aynı yöntemin uygulanması düşüncesinde olduğu belirtildi. Ancak İngiltere’deki Kanser Araştırmaları Kurumu, diğer çalışmaların, yüksek miktardaki C vitamini dozajlarının, kanser tedavisine engel teşkil edebileceğini gösterdiğini bildirdi. İngiliz bilim adamları, bu çalışmanın teşvik edici olduğunu, ancak bu yöntemin, deneylerde fareler ve laboratuvar ortamında büyütülen hücreler kullanıldığı için erken aşamada olduğunu ifade etti. Yazan: Sağlık bilgisi
|
İşte kanserin 7 belirtisi 19/08/2008
Kanserde erken teşhisin önemini artık herkes biliyor. Peki erken teşhis için kanserin belirtilerini biliyor musunuz? İşte 7 önemli belirti; Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Kanserde erken teşhis çok önemli. Erken teşhis için de bütün ülkelerce kabul edilmiş özel tehlike işaretlerini, diğer bir deyimle kanserin 7 habercisini mutlaka bilmeliyiz. İŞTE KANSERİN 7 BELİRTİSİ - Bağırsak ve mesane alışkanlıklarının değişiklikleri, - İyileşmeyen yaralar, - Zamansız kanama ve akıntı, - Meme veya başka yerde sertlik, - Hazımsızlık veya yutma güçlüğü, - Benler veya bir siğilin belirgin değişikliği, - Hırıltılı öksürük veya ses kısıklığı. Bu belirtilerden şüphelenirsek ne yapmalıyız? Kanserin 7 habercisinden herhangi birinin varlığında kişiler bir doktora başvurmalıdır. Ancak bilinmelidir ki; tanı çok defa kanser olmayabileceği gibi, bu belirtileri bulunmayan kişilerin kanser olmayacakları anlamı da çıkarılmamalıdır. YAPILMASI GEREKENLER Ayrıca, haberci belirtileri olmayan fakat yüksek riskli olan erkek ve kadınlarda kanserin erken teşhisi için bazı öneriler, zaman zaman bazı değişiklikler göstermekle beraber, temel olarak güncelliğini korumaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Yaş 20-39 (kontrol aralığı 3 yıl): Kadınlarda; ağız boşluğu, tiroit bezi, lenf bezleri ve yumurtalıklar önde gelmek üzere genel muayene ve ayrıca memelerin her ay kendi kendine kontrolü ve PAP testi (seks ilişkisi erken başlayanlarda 20 yaştan önce). Erkeklerde; ağız boşluğu, tiroit bezi, lenf bezleri, testisler ve prostat önde gelmek üzere genel muayene. Yaş 40-50 (kontrol aralığı 1 yıl): Kadınlar için yukarıdakilere ek olarak makattan tuşe ile muayene ve memelerin doktor kontrolü, kontrol aralığı 1-2 yıl olarak mamografi, ayrıca menopoz döneminde kürtaj ile rahim kontrolü. Erkekler için yukarıdakilere ek olarak makattan tuşe ile prostat muayenesi. Yaş 50 ve üzeri (kontrol aralığı 3- 5 yıl): Kadınlarda yukarıdakilere ek olarak dışkıda kanama testi, kalın barsak endoskopisi ve mamografi. Erkeklerde yukarıdakilere ek olarak dışkıda kanama testi, gerekirse kalın barsak endoskopisi. BESLENMENİN KANSERE ETKİSİ Görgüler ve araştırmalara dayalı sayısal değerlendirmelere göre; kanserin olası sebepleri arasında dengesiz beslenme yüzde 35 oranında yer tutmaktadır ve dengesiz beslenmenin yanına bazı yaşam alışkanlıkları eklenirse bu oran yüzde 85 değerine kadar yükselmektedir. Öncül deliller beslenmedeki antioksidanların, bitkilerdeki fitokimyasal maddelerin ve omega-3 gibi bazı yağ asitlerinin kanser gelişme riskinin azalmasında rol oynayabileceklerine işaret ediyor. Yazan: Sağlık bilgisi
|
4 soruna 4 şifalı bitki 19/08/2008
Hazımsızlık,yorgunluk,kötü nefes kokusu ve reflü... Bu sorunların çaresini her zaman ecza dolabınızda mı arıyorsunuz? Bizim başka bir önerimiz var: Şifalı bitkiler. Hazımsızlık Çare: Melisa Ne sağlıyor? Şifalı bitkilerle uğraşan uzmanlar, melisanın hazımsızlığa karşı birebir olduğunu söylüyorlar. Ayrıca antideprasan özelliği olan bu bitki, kendinizi kısa bir sürede iyi ve daha mutlu hissetmenizi sağlayabiliyor. Aynı zamanda, anksiyete ve uyku problemlerini gidermede de etkili olan melisanın hafızayı güçlendirdiği de biliniyor. Bunu deneyin: Hazımsızlıktan yakınıyor ve melisanın olumlu etkilerinden faydalanmak istiyorsanız, 3–4 çay kaşığı kuru melisa yaprağıyla demlediğiniz çaydan günde 2 fincan için. Mide bulantısı Çare: Papatya Ne sağlıyor? Papatya sindirim sistemi üzerinde pek çok olumlu etkiye sahip bir bitki ve mide spazm ve kramplarını da önlüyor. Bu özelliğiyle de mide bulantısının yanı sıra, şişkinlik, hafif gastrit semptomları ve gaz şikâyetlerini gidermede de etkili olabiliyor. Uzmanlar, papatyanın araba ve gemi yolculuklarında oluşan bulantıları önlemede de etkili olabileceğini belirtiyor. Bunu deneyin: Marketlerde hazır satılan papatya çaylarını deneyebileceğiniz gibi aktarlardan kuru papatya alıp kendi çayınızı kendiniz de demleyebilirsiniz. Ayrıca büyük bir kapta demlediğiniz papatya suyuna batırdığınız minik bir havluyla karnınıza 20 dakika boyunca kompres yapmak da bulantınızı hafifletecektir. Halsizlik Çare: Ginseng Ne sağlıyor: Ginseng, özellikle Uzakdoğuluların enerji kaynağı olarak kullandıkları ve asla vazgeçemedikleri bitkilerin başında geliyor. Aynı zamanda hafızayı güçlendiren, anksiyete ve huzursuzlukla da savaşan ginsengten bol bol tüketmek, oruç tutanların sık sık yaşadığı halsizlik ve yorgunluk sorununa karşı ida oldukça yi geliyor. Bunu deneyin: Ginseng kökünü aktarlardan temin edebilir, bununla çay demleyebilir ya da yemeklerinizin içine rendeleyerek kullanabilirsiniz. (Günde yaklaşık 1 – 2 gr.) Ayrıca doğal ürünler satan mağazalardan aldığınız ginseng haplarını bir uzmana danışarak kullanabilirsiniz. Kötü nefes kokusu Çare: Biberiye Ne sağlıyor? Sindirim sistemini düzenlemek için kullanılan biberiye kötü nefes kokusunu gidermede son derece etkili. Ayrıca açlık nedeniyle oluşan başağrılarını gidermek için de biberiye yapraklarını parmaklarınızın arasında sıkabilir elinize gelen yağı, şakaklarınıza sürüp hafifçe ovabilirsiniz. Bunu deneyin: Taze biberiye yapraklarını salata ve et yemeklerinin üzerine lezzet vermek için serpebilirsiniz. Kurumuş biberiye yapraklarını ise çay demlemek için kullanabilirsiniz. Yazan: Bitkisel ürün, Bitkisel Tedavi
|
Şifalı bitkilere onay verildi 19/08/2008
Halk arasında bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan defne, adaçayı, sığır kuyruğu gibi doğal ürünlerin faydaları, bilimsel çalışmayla kanıtlandı. "Bitkilerde antibakteriyel etkiler var mı?" projesi kapsamındaki çalışmayla, defne, adaçayı ve sığır kuyruğunu 2 yıl süresince toplanıp ve güneş görmeyen bir ortamda kuruttuktan sonra yağlarını alan uzmanlar şöyle söylüyorlar: "Bitkilerden elde ettiğimiz yağları, bakteri ortamına aktardık ve bu şekilde beklettik. Daha sonra bu yağın bakterinin gelişimini durdurup durdurmadığını, antibakteriyel etkilerinin olup olmadığını araştırdık.Yaptığımız çalışmayla yıllarca ninelerimizin şifa niyetine soğuk algınlığı, öksürük balgam söktürücü olarak kaynatıp içtiği sığır kuyruğunun; mideyi rahatlattığı ve idrar söktürücü özelliği olduğuna inanılan adaçayının; kozmetik sanayisinde yoğun olarak kullanılan ve ağrılara iyi geldiği belirlenen defnenin, antibakteriyel özelliklerinin bulunduğu ve yararlı olduğu sonucuna ulaştık." Yazan: Bitkisel ürün, Bitkisel Tedavi
|
Arı sütü mucizesi! 19/08/2008
 Uzmanlar, hücre yenileyici özelliğe sahip olan arı sütünün, besleyici ve nemlendirici gücü sayesinde saç ve cilt bakımında mucizevi etkiler yarattığını belirtiyorlar. Arı sütü ile beslenen ana arı 3-4 yıl yaşarken, daha az süt daha çok polenle beslenen işçi arı ise ancak 5 ay yaşayabiliyor. Arı sütünün sırrı işte burada yatıyor. Hücre yenileyici özelliğe sahip olan arı sütü, besleyici ve nemlendirici gücü sayesinde saç ve cilt bakımında da mucizevi etkiler yaratıyor. Dokuyu ve cildi yeniliyor, kırışıkları gideriyor. Arı sütü tüm dünya ülkelerinde, yoğun antibiyotik kullanan, radyoterapi ve kemoterapi alan hastalarda ve enerji ihtiyacı olan sporcularla, gelişme problemi olan çocuklarda destekleyici besin olarak kullanılıyor. -ARI SÜTÜ İLE TEDAVİ- Gelişmiş ülkelerde arı sütü konusunda yapılan çalışmalar yüz yıl öncesine dayanmaktadır. Arı sütünün insan sağlığı açısından önemine ve çeşitli alanlarda kullanımına koşut olarak üretimi ve kullanımı konusunda yapılan çalışmalar 1950 yılından bu yana ağırlık kazanmıştır. Arı sütünün biyolojik ve klinik özellikleri, üretim tekniği ile kalite kontrolü konusunda önemli aşamaların kaydedilmiş olması, apiterapi alanında kullanımını yaygınlaştırarak üretimi cazip duruma getirmiştir. Hücre yenileyici özelliğe sahip olan arı sütü, besleyici ve nemlendirici gücü sayesinde saç ve cilt bakımında da mucizevi etkiler yaratıyor. Dokuyu ve cildi yeniliyor, kırışıkları gideriyor. Arı sütü tüm dünya ülkelerinde, yoğun antibiyotik kullanan, radyoterapi ve kemoterapi alan hastalarda ve enerji ihtiyacı olan sporcularla, gelişme problemi olan çocuklarda destekleyici besin olarak kullanılıyor. Yazan: Sağlık bilgisi
|
Dünyaca Ünlü Prezervatif Markası SAFEX Türkiyede 11/08/2008
 Türkiye’de bir İngiliz Markası -
Türkiye'de medikal ve sağlık ürünleri ithalat ve satışını yapan Armoni Medikal, dünyanın en seçkin prezervatif markalarından biri olan İngiliz menşeli “Safex Prezervatiflerini” Türkiye pazarına taşımıştır. -
Safex dünyanın en büyük üçüncü prezervatif üretim tesisine sahiptir. Safex prezervatiflerinin üretimini en ileri seviyedeki modern teknolojiden yararlanarak yapmakta ve günlük 1.000.000 adet üretim kapasitesiyle dünyanın en büyük prezervatif üreticileri arasında yer almaktadır. -
Safex Türkiye, kendine ait üretim tesisi olma ayrıcalığına sahip bu güvenilir markayı 5 farklı çeşidiyle, medikal görünüşlü ve birbirinden renkli, sade tasarımlara sahip 12’li ekonomik ve 3’lü cep paketlerde kullanıma sunuyor. -
Türkiye prezervatif piyasasına “Haziran 2007”den itibaren giren “Safex Prezervatif” tanıtım faaliyetlerini kişisel bir sağlık ürünü olarak bilgilendirici ve eğitici çalışmalara ağır vererek yapmayı planlamaktadır. -
Yıllık satış hedefi 8.000.000 adetin üstüne çıkmaktır. -
Safex Türkiye Distribütörlüğünde başlangıçta 10.000 grossa olarak ithal edilen Safex markası Türkiye’de “Güvenli Safex” sloganı ile tanıtılmaya başlanmıştır. -
2008 yılından itibaren yıllık satış adetini 8 milyon olarak hedefleyen Safex, ciddi ve güvenilir bir marka olarak uzun yıllar raflarda aranılan ürünler arasında yerini alacaktır. -
Bu ürünü dogalderman.com internet sitemiz aracılığı ile temin edebilirsiniz.
Yazan: Bitkisel ürün, Bitkisel Tedavi, |
SICAK HAVALARA DİKKAT 12/07/2008
Sıcak Havalarda Dikkat Edilmesi Gerekenler ; Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, gerekli önlemler alınmazsa sıcak havanın sağlığa ciddi zararlar verebileceğini, sıcak çarpmasının ölümcül olabileceğini bildirdi. Prof. Dr. Yorulmaz, yaptığı açıklamada, meteorolojik tahminlere göre çöl sıcaklarının geldiğini, bu tür aşırı sıcakların vücudun kontrol etme yeteneğini aşan sıcaklar olduğunu söyledi. Vücudun normalde, terleme ile vücut sıcaklığını belli düzeylerde koruduğunu belirten Yorulmaz, ancak aşırı sıcak havalarda, özellikle nem oranı yüksek olduğunda terlemenin yetersiz kaldığını ve vücut ısısının hızla yükselerek beyin ve diğer hayati organların zarar görebildiğini vurguladı. Yorulmaz, aşırı sıcaklar özellikle bebekler ve küçük çocuklar, hamileler, yaşlılar, şişmanlar, şeker, böbrek, kalp ve akciğer hastaları, dolaşım bozukluğu olanlar, alkol ya da ilaç kullananlar, ağır işte çalışanlar, açık havada ya da sıcak ortamda çalışanlar ve özellikle idrar söktürücü, tansiyon ilacı, sakinleştirici ilaç kullananlar için tehlikenin daha yüksek olduğunu söyledi. Bunaltıcı sıcakların hipertansiyon, kalp krizi gibi rahatsızlıkları tetiklemekte ve uzun süre sıcak ortamda kalmak ölümcül de olabilen sıcak çarpmasına yol açabildiğini bildiren Yorulmaz, şunları kaydetti: ''Sıcak çarpmasında, vücut çok sıcaktır ancak terleme yoktur, kalp hızlı ve şiddetli çarpmaktadır, şiddetli baş ağrısı, bulantı, halsizlik vardır, daha ileri durumda bilinç kaybı hatta ölüm ortaya çıkabilir. Sıcak çarpmasına uğramış hasta hemen serin bir ortama alınmalı ve yakında varsa sağlık kurumuna götürülmeli ya da derhal bir ambulans çağrılmalıdır. Ayrıca sıcak hava özellikle 60 yaş üstü ve kronik hastalığı olanlarda öldürücü olabilir. Güneş yanıkları meydana gelmişse su toplayan yerler patlatılmamalı, nemlendirici losyonlar sürülerek, ıslak soğuk havlu uygulayarak ağrı azaltılmalı ve iyileşene kadar güneşe maruz kalınmamalıdır.''
SICAK HAVA VE SAĞLIĞIN KORUNMASI Prof. Dr. Yorulmaz, sıcakların sağlığa zarar vermesini engellemek için bol su içilmesi gerektiğini belirtti. Yaz aylarında terleme ile su kaybının yüksek olması nedeniyle en büyük sorun vücudun yeterli sıvı alamaması olduğunu ifade eden Yorulmaz, ''Bu nedenle günde en az 1,5 litre su içilmelidir. Mide bağırsak kramplarına yol açabileceği için, çok soğuk içeceklerden kaçınmak gereklidir. Keza sıvı kaybını artıracağı için alkol, çok şekerli, kafeinli içeceklerde kullanımından da kaçınılmalıdır'' diye konuştu. Açık renk, hafif, ter emici uygun giysi, şapka ve güneş gözlüğü kullanmanın faydalı olacağını belirten Yorulmaz, güneşin zararlı etkilerine karşı koruma faktörü en az 15 olan koruyucu kremler kullanarak, güneş yanıklarından korunmanın doğru olacağını söyledi. Ağır, yağlı, kızartma, baharatlı yemeklerden ve fazla tuz tüketmekten kaçınılmalısı gerektiğini anlatan Prof. Dr. Yorulmaz, sebze ağırlıklı, sıvı yağ ile hazırlanmış yemekler ve meyvelerden oluşan bir diyetin sıcak havalarda daha uygun olduğunu bildirdi. Çok sıcak ortamdan, çok serin ortama, ya da çok serin ortamdan sıcak ortama aniden çıkılmaması ifade eden Yorulmaz, kapalı ortamlar klima ile serinletilmeli, sık sık havalandırılmalı, içeri güneş girmesi perdelerle engellenmelisinin faydalı olacağını söyledi. Yazan: Bitkisel ürün, Bitkisel Tedavi, |
|
|